Değer Yaratmanın Formülü Titelbild

Değer Yaratmanın Formülü

Değer Yaratmanın Formülü

Von: Mete Yurtsever
Jetzt kostenlos hören, ohne Abo

Über diesen Titel

Bu podcast şirketlerin değer yaratmasının çalışan ve müşterilerine insan odaklı yaklaşmalarıyla mümkün olacağını, tasarım odaklı düşünme, davranış psikolojisi, inovasyon ve yaratıcılık alanında uzman yerli ve yabancı, profesyonel ve akademisyenlerin görüşleri ışığında ele alıyor. 📧 mete@innolabz.ist👨‍💼 linkedin.com/in/meteyurtsever© 2023 Değer Yaratmanın Formülü Marketing & Vertrieb Persönliche Entwicklung Persönlicher Erfolg Sozialwissenschaften Wissenschaft Ökonomie
  • Cahille Sohbete Girdim
    Feb 16 2026

    Evet “Cahille sohbete girdim”. Bunun tuzak bir başlık olduğunu düşündüyseniz darılırım. Şimdi anlatınca bana hak vereceksiniz.

    "Cahiller: Karşılıklı Bir Aydınlanmanın Hikayesi", çizgi roman sanatçısı Étienne Davodeau'nun 2011 yılında yayınlanan 270 sayfalık otobiyografik bir eseri, bir çizgi roman. Hikaye, Davodeau'nun Anjou bölgesinde, evine yakın yerlerde yaşayan komşusu Richard Leroy ile başlattığı bir yıllık karşılıklı öğrenme macerasını anlatıyor.

    Size önce kitaptan bahsedeceğim ardından bu kitabın ilham olduğu oluşumu ve benim buradaki rolümü anlatacağım.

    Dediğim gibi bu bir otobiyografik eser. Etienne Davodeau, 2010 yılı başında arkadaşı şarap üreticisi Richard Leroy’a bir teklifte bulunuyor.

    Bir yıl boyunca arkadaşının bağında çalışma karşılığında onu çizgi roman dünyasıyla, hatta yazarlarla ve başka bağcılarla tanıştırmayı teklif ediyor. Bu karşılıklı öğrenme deneyimini de bir çizgi roman haline getirmeyi istiyor.

    İki adam, birbirlerinin "cahili" olarak, birbirlerinin dünyasına dalıyorlar. Şüphesiz kitabın önsözünü yazan Vedat Milor’un sözünü ettiği gibi onları bu özverili paylaşıma iten iki şey; mükemmelliyetçilik ve merak olsa gerek. Beni de bu kitapta yakalayan tam da bu oldu.

    Support the show

    Mehr anzeigen Weniger anzeigen
    12 Min.
  • Bağlarınız kopmasın (depresyonun nedenleri ve çözümleri)
    Feb 9 2026

    Tükenmişlik (burn-out) için bütün insanların çalışma hayatlarının en azından bir döneminde boğuştukları bir duygu durumudur dersem abartmış olmam sanırım. Yataktan zorla kalkmak, iş hakkında büyük bir isteksizlik, daha sabırsız, mesafeli veya alaycı ilişkiler ve yaptıklarınızdan tatmin olmamak tükenmişliğin belirtilerinden olarak görülüyor.

    Ama bu durum iş hayatının dışında da sürüyor, hafta sonu veya tatilde peşinizi bırakmıyorsa, hayattan, sevdiklerinizle birlikte olmaktan tat almıyorsanız bu bir depresyon belirtisi olabilir deniyor.

    Kitap kulübünde iyilik hali, mutlu olmak üzerine kitaplar okuduk, bu hiç güncelliğini yitirmeyen bir konu. Ama depresyon da öyle. En son Yenibirlider’lilerle Osamu Dazai’nın İnsanlığımı Yitirirken adlı kitabını okumuştuk, ki oldukça depresif bir yazar ve otobiyografik izleri olan bir romandı.

    Ardından da Johann Hari’den “Kaybolan Bağlar” adlı kitabı okuduk. Depresyonun gerçek nedenleri ve beklenmedik çözümler alt başlıklı. Bu bölümde sizinle bu kitaptan notlarımı paylaşmak istiyorum.

    Support the show

    Mehr anzeigen Weniger anzeigen
    21 Min.
  • der ya Kitap Kulübü ile Çoğu İnsan İyidir
    Feb 2 2026

    Kitap kulübümüzün 60'ıncı buluşmasında Rutger Bregman'ın "Çoğu İnsan İyidir" adlı kitabını konuştuk.

    Bu arada 60 buluşma tam 5 yıl yapıyor. Dile kolay, kitap kulübümüz altıncı yaşına bastı, daha nicelerine diyorum, birlikte olduğumuz tüm üyelerimize teşekkür ediyorum.

    Hollandalı tarihçi ve gazeteci Rutger Bregman'ın bu kitabı (orijinal adı Humankind: A Hopeful History), insan doğasına dair yaygın kabulleri kökten sorgulayan cesur bir çalışma. Yazar, Stanford Hapishane Deneyi, Sineklerin Tanrısı ve Paskalya Adası gibi meşhur örneklerin aslında bize yanlış anlatıldığını belgeleyerek, insanın özünde kötü olduğu varsayımının manipüle edilmiş bir kurgu olduğunu savunuyor. Kitap, kriz anlarında insanların dayanışma içinde hareket ettiğini gösteren gerçek hikayeler ve bilimsel araştırmalarla iddiasını destekliyor. Kitabın kapak yazılarında Harari’nin bile “İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı” sözü yer alıyor.

    Bregman’a göre bu "kötülük" anlatısı, insanların kendi başlarına düzen kuramayacağı inancını pekiştirerek merkezi otoriteyi, hiyerarşiyi ve katı kontrol mekanizmalarını meşrulaştırmak için bilinçli bir kurgu olarak kullanılır. Özünde bu manipülasyon, toplumsal bir güvensizlik ortamı yaratarak bizleri daha kolay yönetilebilir ve otoriteye muhtaç özneler haline getirmeyi amaçlar.

    Kitap bizde derin bir heyecan yarattı. Bir yandan, yıllardır referans gösterdiğimiz bilimsel çalışmaların aslında manipüle edilmiş olabileceğini görmek sarsıcıydı. Bazılarımız kitabı fazla iyimser buldu; Türkiye'deki düşük güven ortamında ve adalet sisteminin yetersiz kaldığı bir coğrafyada yazarın bu anlayışla mücadele yaklaşımının ne kadar gerçekçi olduğunu sorguladık. Öte yandan maruz kaldığımız medya ve politik ortamın bizleri olumsuzluğa ittiğini fark ettik, belki de bu nedenle böyle bir bakış açısına ihtiyacımız olduğunu düşündük.

    Grup olarak sanırım şu noktada hemfikiriz: İnsanın iyi mi kötü mü olduğunu test edecek bir ölçüm aracımız yok, dolayısıyla bu bir tercih meselesi. Bağlamın son derece önemli olduğunu, koşullar iyileştirildiğinde kötülüğün minimize edilebileceğini, ama bunun için ciddi bir hak ve adalet sistemine ihtiyaç duyulduğunu konuştuk. Sonuçta, hayatı anlamlı kılmak için bir şeyler seçmeliyiz; bazılarımız yaşama tutunmak için "çoğu insan iyidir" önermesini seçmeyi tercih ediyoruz.

    Ben kendi adıma, insanlara verdiğim krediyi 100'den başlatıp geriye geldiğimi söyleyebilirim. Bunun beni sıkıntıya düşürdüğü durumlar da çok oldu, ama bu benim hayat görüşüme daha yakın, bu kitapta da bu seçimi görmekten memnun oldum.

    Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla: (03:20) Feyza Demir, (07:55) Yasemin Karakaya, (12:07) Mürsel Çavuş, (16:06) Bengü İlhan, (17:42) Bahadır Balibaşa, (20:10) Öngün Şumnulu, (23:49) Aycan Acar Şahin, (27:03) Ekin Akkol, (30:30) Mete Yurtsever, (31:38) Ebru Başaran, (35:15) Suat Soy, (37:03) Feyza Demir, (41:47) Cem Çağatay Karaali, (44:07) Bahadır Balibaşa, (48:39) Yasemin Karakaya, (50:41) Öngün Şumnulu

    Support the show

    Mehr anzeigen Weniger anzeigen
    54 Min.
Noch keine Rezensionen vorhanden